Dispne Nedir?

Nefes Almak

Oksijen havada bulunan ve tüm yaşamsal faaliyetlerimiz için gereken hayati bir moleküldür. Vücudun enerji metabolizması için vazgeçilmezdir; olmazsa olmazdır. Mesela beynimiz oksijensizliğe sadece 3-5 dakika dayanabilirken kalp kasları oksijensiz kaldıklarında saatler içinde geri dönüşsüz hasara uğrarlar (infarktüs).

Nefes almak aslında havadan oksijeni almaktır. Bu iş beyin, sinirler, hormonlar, diyafram kası,  göğüs duvarında yer alan solunum kasları, üst ve alt solunum yolları, akciğerler ve akciğer zarlarının rol aldığı oldukça kompleks mekanizmalar zincirinin ahenkle çalışması ile başarılır. Oksijen akciğerlere alındıktan sonra, burada çok ince geçirgen zarlardan geçerek kan damarlarına girer ve kırmızı kan hücreleri  (alyuvarlar) vasıtası ile kalbe, oradan da tüm vücuda ulaştırılır. Olayın bu kısmı “dolaşım” olarak adlandırılır; ancak oksijenin yolculuğu açısından bakarsak solunum ve dolaşım birbirine bağımlı ve birbirinin devamı iki mekanizmadır.

Solunum ve dolaşımın herhangi bir noktasındaki aksamalar, bozukluklar, hastalıklar, nefes darlığı ve erken yorulma olarak karşımıza çıkabilir. Her ne kadar “nefes darlığı” ve “erken yorulma-yorgunluk”  sıklıkla beraber görülseler de sebep, sonuç ve yaklaşım olarak birbirlerinden ayrı durumlardır. Bu ayrım daha ziyade akademik bir konu olduğundan burada değinmemeyi tercih ediyorum.

Nefes Darlığı Nedir?

Nefes alıp verme işi, beynimizdeki solunum merkezimiz tarafından ritmik olarak ayarlanan, özellikle dikkatimizi yöneltmedikçe pek farkına varmadığımız; kendiliğinden yürüyen bir olaydır.  Nefes darlığı (dispne), nefesin özel çaba gerektirecek, fakında olunacak kadar zorlu, yorucu ve güçlükle gerçekleştirilebilmesi halidir. Nedensel olarak bakarsak, “oksijen açlığı” olarak da tanımlayabiliriz.

Kalp Kaynaklı Nefes Darlığı 

Kalp kaynaklı nefes darlığında ana mekanizma çok basitleştirilmiş olarak ifade edersek, kalbin pompalayıp ileri herhangi bir sebeple gönderemediği; kanın akciğerlere doğru birikmesi ya da geri kaçması (=staz)dır. Bu akışın herhangi bir noktada engelle karşılaşması ya da akışı tersine döndüren olaylar, engelin olduğu noktanın hemen gerisindeki alanda başlamak üzere zamanla daha arkadaki alanlara doğru ilerleyen bir basınç ve volüm artışı ile sonuçlanır. Kalbi hızlandıran durumlarda nefes darlığı daha belirgin olur.

Kalbe Bağlı Nefes Darlığının Nedenleri 

Kalp Yetersizliği : Kalp kasının pompalama gücünde herhangi bir sebeple oluşan kayıp, “Kalp Yetersizliği” olarak adlandırılır. Kalp kanı ileriye (vücuda) gönderemeyeceği için, geriye doğru akciğerlere doğru biriken kan nefes darlığına sebep olur. Kalp kasında güç kaybı birçok nedene bağlı olabilirken; en sıklıkla koroner damar hastalıklarında kalbin yeterince beslenememesi ve kapak hastalıklarına bağlı kalbin genişlemesi ve elastikiyetinin kaybı sonucunda oluşur.

Kapak Hastalıkları: Kalbin içinde hızla akan kanın önünde açılması gereken kapaklar açılmazsa (en sık Mitral Kapak Darlığı ve  Aort Kapak Darlığı ) ya da kanın ters yöne kaçmasına izin vermemek için kapanması gereken kapaklar kapanmazsa (en sık Mitral Kapak Yetersizliği ve Aort Kapak Yetersizliği) kan yine akciğerlerde basınç ve volüm artışına neden olarak nefes darlığına sebep olur.

Kalp Zarı Hastalıkları: Zarlar arasına aşırı sıvı birikmesi (tamponad)  ya da yapışıklıklar olması durumunda kalp yeterince genişleyip içine yeterince kan alamayacağı için kalp yetersizliği ve dolayısıyla nefes darlığı gelişir.

Koroner Damarlar Hastalıkları: Kalp damarlarının daralma ve tıkanması ile oluşan anjina pektoris, bazen nefes darlığı olarak algılanabilir. Bu tür nefes darlığı “angina eşdeğeri” olarak adlandırılır. Ayrıca yine kalp kasının  beslenememesine bağlı oluşan pompalama yetersizliği de nefes darlığının bir nedenidir.Kalp ritm bozuklukları ve kardiyomiyopatiler de kalp kaynaklı nefes darlığının diğer nedenleridir.

Kalp kaynaklı nefes darlığı, hastalığın seviyesine göre ancak ileri egzersizde oluşabileceği gibi ilerlemiş hastalıkta istirahatteyken bile  görülebilir.  Ani başlayan ileri nefes darlığı ile birlikte kuru-gıcık tarzında şiddetli öksürük ve sonrasında pembe köpüklü balgam gelmesi akciğerlerin neredeyse tamamının sıvı ile dolduğunu gösterir ki bu tabloya “Akciğer Ödemi” denir.

Yatar pozisyondayken gelişen nefes darlığı daha çok kalp ile ilişkilidir. Beraberinde öksürük de vardır. Gece yattıktan 2-3 saat sonra gelişen nefes darlığı, genellikle kalkıp oturularak düzelir. Ataklar hafif olabildiği gibi; hırıltılı solunum, öksürük, şiddetli nefes darlığı ve beraberinde panikle de görülebilir. Bazen akciğer ödemine kadar gidebilir. Kalp yetersizliği olan kişilerde, gece yatınca merkezi kan hacminin artmasına bağlı olarak gelişir. Bacaklarda göllenmiş olan kan da gece merkezi kan sistemine eklenince; zaten sınırda çalışan kalp, yetersizliğe girer.

Diğer Nefes Darlığı Nedenleri 

Akciğer Hastalıkları: Nefes darlığının kalp hastalıkları ile beraber en sık nedenleridir. Birçok durumda nefes darlığının hangisinden kaynaklandığını ayırmak güç olabilir. Bazen her ikisi birlikte sebeptir. Akciğer enfeksiyonları (pnömoni), kronik bronşit, astım, akciğer embolisi, pnömotoraks, akciğer kanserleri, akciğer zarı iltihapları, sarkoidoz, akciğer hipertansiyonu ve tuberküloz nefes darlığının akciğerleri ilgili nedenleri olabilir.

Kan Hastalıkları :Sıklıkla anemi, aşırı kilo (obezite), tiroid hormon bozuklukları, üst solunum yolu tıkayıcı hastalıkları, bazı nörolojik hastalıklar (myasteni, Gullian-Barre Sendromu), anksiyete (stres) bozuklukları da  nefes darlığı sebepleri arasındadır.

Sık görülen ve hastalık zannedilen bir durum da bedensel idmansızlıktır diyebiliriz. Hareketsiz sürekli oturarak yaşayan, arabasını işine ve evine en yakın noktaya parkeden, metroda-alışveriş merkezinde yürüyen merdiven sırası bekleyen 21. yüzyıl insanının, çalışmayan kasları güçlerini kaybeder ve iki adım yürüyünce erkenden yorulur, nefesi daralır.

Prof. Dr. Salih Emri
Göğüs Hastalıkları Uzmanı